1. sevilmek mi? - öyleyse bırakma yüreğini
    şimdiki yolundan ayrılmaya
    olduğun her şeyken şimdi,
    olmadığın şey olma.

    poe.

  2. hayat bir süre daha sosyal arkadaşlık siteleri, haftaiçi üzerinden kalkılmayan koltuk, haftasonu kimin olduğunu bilmediğin koltuk ve masanın üzerinde sevişmekle sonlanan iş görüşmelerinden ibaret olsun istiyorum.

    iş görüşmelerinin bir ikincisi olmasın, sanal arkadaşlıklar bir dali tablosu izlenimi versin, koltuklar bir bir altımdan kayıp gitsin. ve ne anlama geldiğini unutacak kadar çok kez sakız kelimesini kullanayım. sakız sakız sakız sakız. 

    bir zamanlar ufukta birer vaha olan hedefler artık üzerine basıp on adım attıktan sonra bastığımı farkettiğim köpek pisliği kadar şaşırtabiliyor.

    ne demek istiyorum sen biliyor musun? hayat kokuşmuş. ben ise aerosol kullanmaya karşıyım. bu bir totoloji değilse ben de totoşum.

  3. ‘dance to the simple rock’n’roll song’

    while learning the useless for the last time

    waiting to go far away

    dreaming about horses

    admiring but not riding them

  4. 2009

    Puslu bir öğleden sonra çıktım yola

    Haydarpaşa gri ve efkarlıydı

    Sevgilimin küçük elleri küçülürken

    Benim ellerim bağlıydı

    Dolmaya devam etti koltuklar

    Bazılarımız şanslıydı

    Ama ne yazık ki diğerlerimiz

    Son dakikacılıktan cezalıydı

    Bir karabatak gördüm İzmit’te

    Pis denize hala vefalıydı

    Söğütler boyu binbir top kuş yuvası

    Bahar geldi sanmakta hatalıydı

    Bir de Doğu Ekspresi gördüm yolda

    Camları buğulu, masa örtüleri yağlıydı

    Penceredeki ay-yıldıza yerleştirilmiş şeffaf bayrak

    Biraz usturuplu, biraz vedalıydı

    Yemyeşildi her yer Tekel’e kadar

    Lakin Bilecik-Bozüyük arası karlıydı

    Bozüyük’ten Sincan’a giden kevaşe

    Bana ceza ödetmekte kararlıydı

    Eskişehir’e kadar dura kalka bir yolculuk için

    Ne yalan söyleyeyim, bence biraz pahalıydı

    Ama turkuaz kazaklı oğlan çocuğu

    Annesi gibi alyanaklıydı

    Nihayet durdu tren, peronda babam

    Gülümsedi ve beni işten dönmüş omuzlarına aldı

    Anladım ki raylar sadece hayatımın

    İki sevdiğim erkek arası bir anıydı.

  5. Sen kazana düştün

                           

    24 saat içinde mezun oluyorum.

    15 gün içinde ilk eski erkek arkadaşım nişanlanıyor.

    3 ay içinde Z. Bey ve ben yeni işlerimize, okyanus ötesine taşınıyoruz. 

    Ben de yetişkin olmadıysam, kim oldu a Boşlog?

  6. büyümüş de küçülmüş

                

    buralar boş kalmış yine. 

    isterseniz şimdilik hurriyet.com.tr’nin jay kay’e soktuğu laftan kısaca bahsedip geçelim.

    ya da sadece fotoğrafa baksak da olur. 

    saygılar.

    ps. hem raid spreyli, hem de iki sigara dumanlı yatak odasında uyuyup sabaha yanağımdan bacak çıkmadan uyanırsam madalyamı kim takıyor?

  7. “you look sensational in that dress”

    başlıktaki göndermeyi anladın mı? aferin.

    biraz önce evdeki tek küllük hatta evdeki maneviyatı olan tek varlıgı yanında boktan cam bir bardakla beraber kırdım. ama sorun deil zira bunu kardesimin sabah bahce kapısını acık bırakıp evden cıkması ve eve 10 saat boyunca hic bir yabancı mahlukun girmeyisinin bir nafakası olarak görmeye karar verdim. iyi ettim bence. en azından kendi elimle kırdım. 

    kulluk eyfel kulesi seklindeydi lan. her katında sigara sondurebiliyodun. 

    neyse 

    ben iyi degilim. 

    en azından sen o elbisenin icinde harikulade gorunuyorsun. 

    ha bu arada 

    ben arkadaştan daha fazlası olalım istiyorum.

    sagol


  8. Cıvayı Severim.

                     

    Sevgili Boşlög,

    Bildiğim kadarıyla *inside joke detected* seni uzun süredir yaz tatilinde verilmiş zorunlu günlük ödevi vasfınla kullanmıyoruz. Benim yaz tatilim resmi olarak bugün başladığına göre, çeneni hafif bir dokunuşla kaldırabilir, alnına minik bir buse kondurabilirim. Evet Boşlog, her şey yolunda falan giderse okulum bitti benim. 

    Sabah sekiz sularında evden çıkmamın hemen akabinde hain bir karganın saldırısıyla başlayan günüm, son finalimden çıkmamla renklenerek devam etti. Kargalarla bir süredir sıkıntı yaşıyorum. Kargaları zaten Edgar Allen Poe’nun Kuzgun’unu karga sanan onlu yaşların ikinci yarısındaki kızlarla okazyonel karga övücülerinden (”Abi şu kadar sene yaşıyolarmış, alet kullanabilen tek kuş, aslında çogakıllı hayvan biliyo musun?”) başka kimse sevmez. Ben martılarla işbirliği yapıp güvercinleri şehrin çeşitli kısımlarında mağdun kılmalarını bir türlü kabullenemedim zaten, bu sevmemem için ekstra bi sebep. Ama özellikle iki karga var ki arka balkonumu mekan bellediler, yaklaşık bir aydır sabah yedide onların sesi (gürültü ya da çirkeflik de uygun kelimeler olabilir) ile uyanıyorum. Zannedersem bugün basına yapılan alçakça saldırının sebebi de bir kaç gün önce ilallah deyip arka balkonun pancurlarını tamamen kapamış olmam olabilir. Bir diğer teori de karganın flö-lört diye kıvrılan muhteşem buklelerimi kişisel sebeplerle kıskanmış olması. Olay henüz açıklığa kavuşmadı.

    Neyse, sabah başıma konan karganın çeşitli karga övücülerinin iddia ettiği gibi beni gün boyu takip etmesinden çok korktum, ama sanıyorum final sonrası hiper hareketli hayatıma ayak uyduramadı o karga. Zira saldırının gerçekleştiği Bağdat Caddesi’nde başlayan günüm sırasıyla Boğaziçi Kuzey Kampüs, Hisarüstü, Rumelihisarı, Emirgan ve tekrar Rumelihisarı’nda devam etti. Aynı gün içinde boğaz, uzun ve gazeteli kahvaltı, türk kahvesi, okey ve mantı gibi tagleri de barındırıyor. Çoguzun bahsetmeye gerek yok çünkü mükemmel bi gündü. Tabi şöyle de özetlenebilir:

     Boşlog ekibi dönemin stresini Boğaz’da kahvaltı yaparak attı

     

    Boşlog yazarlarından Z. Bey, E. Hanım ve B. Hanım objektiflerimize Rumelihisarı sahilinde, dostlarıyla geç kahvaltı keyfi yaparken takıldı. Oldukça neşeli olan grup, yoğun geçen dönemin stresini atmak için Boğaziçililerin vazgeçilmez mekanı Kale’yi seçmişti. Kahkahaların eksik olmadığı masada, en hararetli tartışma konusunun menemen olduğu gözlendi. E. Bey ve Z. Bey yoğun iş tempoları sebebiyle kahvaltı sonrasında mekandan E. Bey’in aracıyla ayrılırken, çevreci kişiliğiyle tanınan müzisyen O. Bey ufak bir bulmaca maratonu sonrasında yürümeyi tercih etti. E. Hanım, B. Hanım ve E. Hanım ise M. Hanım’ın da katılımıyla bu güneşli pazar gününe Emirgan sahilinde devam etti.  

  9. canım benim

    ideal erkeğe inanmıyorum ama bir mehmet günsür gerçeği var.

    edit: erkeğe inanmıyorum ama bir mehmet günsür gerçeği hala var.

    dinlenecek şarkı: aşkın nur yengi - ay inanmıyorum

  10. bir zamanlar deli gönlüm

    bir zamanlar bir arkadaş vardı bana lokum derdi, başka da bi numarası yoktu ama o lokum dedikçe benim yüzde bir değişmeler, sağ ayağı parmak ucuna basar hale getirip başı öne eğmeler, saçları atmalar falan. bi yandan da çaktırmamaya çalışıyorum. tabi biz o zaman henüz teen dönemimizde gençliğimizin baharındayız. tuvalete kız grubuyla gidiyoruz birbirimiz bekliyoruz falan, düşün yani. güzel gelirdi böyle şeyler. tey teyyy (yemin ederim hiçbir şey kullanmadım ama sarhoşluktan ölüyorum, bir insan günde iki paper yazarak kendini nasıl sarhoş eder yakında bu sayfada açıklayacağım. pek yakında. evet)

About

Bir blogdan çok daha fazlası...

Following